|
YAZ MEVSİMİNDE CİLT BAKIMI NASIL YAPILMALI?
Öncelikle gözenekleri tıkayacak yağlı ürünler kullanılmamalı. Kışın nemlendirici olarak sürülen pek çok yüz ve vücut ürünü, yaz mevsiminde su bazlı ürünlerle değiştirilmeli. Parfümlü ürünler güneş lekesine yol açabileceği için bakım ürünleri renksiz ve kokusuz olmalı. Yazın tonik, kurutucu sabun ve maske kullanırken aşırı yağlı olmayan, su bazlı ürünler tercih edilmeli.
HANGİ CİLT TİPİ, NASIL KORUNMALI?
SARIŞIN VE KIZILLAR: Cilt rengi beyaz ya da açık pembe olan sarışın ve kızıllar genellikle bronzlaşmıyor. Bu cilt tiplerinde korunmasız bir şekilde güneşte kalmak yanıklara yol açıyor ve bunun sonucunda cilt kanseri riski artıyor. Sarışın ve kızıllar vücut için losyon formlarını, yüz içinse kremleri tercih etmeliler. Çünkü sarışınların ciltleri genellikle daha kuru ve hassas oluyor. Losyonlar da sıvı kıvamda oldukları için gözeneklerin tıkanmasını önlüyor ve gövdeye daha kolay uygulanıyor. Sarışın ve kızılların SPF 50 ve üzeri ürünleri kullanmaları gerekiyor. Güneş koruyucular göz çevresine yeterli gelmediği için mutlaka güneş gözlüğü ve geniş kenarlı şapka kullanmalılar. Ayrıca doğrudan güneş altında kalmamaya da dikkat etmeliler. Bunların yanı sıra yüz, boyun ve el gibi açıkta kalan yerlerine sadece yaz aylarında değil, her mevsim koruyucu sürmeyi alışkanlık haline getirmeliler.
KUMRALLAR: Hafif bronzlaşma oluşabilen bu cilt tipleri de genellikle güneşe karşı duyarlı oluyor. Dolayısıyla uzun süre güneşlendikleri takdirde yanıklar ortaya çıkıyor. Kumralların ciltleri sarışınlara nazaran biraz daha güçlü olduğu için SPF 30 ürünlerini kullanabilirler. Ayrıca güneşe karşı hassaslaştıran antibiyotik, romatizma veya doğum kontrol hapları gibi ilaç kullanıyorlarsa daha da dikkatli olmaları gerekiyor.
ESMERLER: SPF 15 civarı ürünler bu cilt tipi için yeterli geliyor. Ancak esmerler de koyu ten rengine sahip oldukları halde, tıpkı diğer cilt tiplerindeki gibi özellikle öğle saatlerinde güneşten kaçınmalılar. Ciltleri kuru ise krem, yağlı ise losyon ve sprey formunda ürün kullanabilirler. Hem uygulanması kolay, hem de ciltteki gözenekleri tıkamadığı için su bazlı ürünleri tercih etmeliler.
BUNLARI YAPMADAN GÜNEŞE ÇIKMAYIN!
• Şemsiye altında veya gölgede bulunmanız sizi UV ışınlarından korumuyor. Gölgede bile güneşten koruyucu ürün kullanmayı asla ihmal etmeyin.
• Yüksek faktörlü ürün cildinizi yüzde 100 oranında koruyamaz. Bu nedenle tüm gününüzü bir kez sürdüğünüz koruyucu bir ürünle geçirmeniz doğru değil. Güneş koruyucu ürünü her 2 saatte bir tekrar sürmeli, suyla temas ettiğiniz takdirde ise bu zamanı dikkate almadan işlemi yinelemelisiniz.
• Güneşe çıkarken geniş kenarlı şapka takmayı ve gözlük kullanmayı ihmal etmeyin. Kıyafetlerinizin de sık dokunmuş yapıda olmasına dikkat edin.
• Güneşte leke oluşması riskine karşı parfüm gibi alkollü ürünleri cildinize sürmeyin.
• Ürünü cilt tipinize uygun olarak seçin. Vücudunuz için losyon veya sprey formlarını, yüzünüz içinse krem formlarının seçin. Ayrıca cildiniz yağlı ise gözenekleri tıkamasın diye su bazlı kuru ve alerjik ise hassas ciltler için hazırlanmış ürünleri tercih edin.
• Etkisini gösterebilmesi için ürünü cildinize dışarıya çıkmadan 20 dakika önce yedirin. Yüze ve gövdeye eşit şekilde dağıtarak bolca uygulayın.
• Kozmetik ve sinek kovucu gibi başka ürünler de kullanacaksanız alta güneş koruyucu sürüp, koruyucu ürünü 10 dakika sonra uygulayın.
• Güneş koruyucu ürünleri, eğer güneş altında kalmışlarsa her yıl yenileyin ve kıvamı bozulanları kullanmayın.
• Hamileyseniz çinkooksit ve titanyum dioksit içeren, en az SPF 30 ve üzeri olan fiziksel koruyucuları tercih edin. Çocuklarınıza ise ciltleri daha hassas olduğu için SPF 50 ve üzeri ürünleri uygulayın.
Probiyotik nedir, ne işe yarar, hangi durumlarda kullanılmalıdır ve sizin kullanmanız gerekli midir?
Bu sorular ilginizi çektiyse buyrun yazıyı okuyun..
Probiyotikler yaşayan mikroorganizmalardır ve yeterli miktarda olduklarında yaşadıkları vücuda fazlasıyla yararlıdırlar[1]. İnsanlık, tarih boyunca bakteri kültürleri tarafından fermente edilen yiyecekleri tüketti ve sağlık yararları hep bilindi ancak son 20-30 yılda probiyotikler bilim insanlarının ve tıp çevrelerinin ilgisini çekmeye başlamıştır ve çok sayıda bilimsel çalışma yayınlanmıştır ve halen devam etmektedir.Barsaklarımızda yaşayan bakteriler vardır ve bilimsel çalışmalar barsaktaki bu mikrofloranın (barsaktaki bakteri topluluğunun adı) hastalıklardan korunmayı ve hatta gelişmesini önlemeyi sağladığını gösteriyorlar[2]. Probiyotikler barsaktaki yararlı bakterileri arttırarak, zararlı bakterilerin sayısını azaltarak etkili olurlar. Barsak sisteminde iyi bakterilerin doğal dengesinin korumasına ve yenilemesine yardımcı olurlar[3]. Genel olarak barsak sağlığı ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olduklarını gösteren güçlü bilimsel kanıtlar vardır[4].
Çoğu probiyotik bakteriler insan barsağında normalde bulunan bakterilere benzerler[5]
Özellikle Çoğu probiyotik bakteriler, insan barsağında normalde bulunan bakterilere benzerler[5]. Özellikle kalın barsaklar çok çeşitli ve hareketli bir mikrofloraya sahiptir. Sağlıklı bir yetişkinin barsaklarında bulunan bakteri sayısının, insan vücudundaki hücrelerin sayısından 10 kat daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Bakterilerin zararlı mikroplar olduğunu düşünüyor olabilirsiniz ancak aslında vücudumuzdaki çoğu işlevin iyi şekilde çalışmasına yardımcı olurlar. Barsaktaki
ortamda zararlı bakterilerin azalmasını, antimikrobiyal bileşikler üretilmesini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlarlar[6].
Eğer sağlığınız iyiyse ve ağırlıklı olarak bitkisel bazlı bir beslenme uyguluyorsanız probiyotik kullanmanıza gerek yok. Barsak mikrofloranız da sizing yediğiniz yiyecekleri yer. Sebze, meyve ve baklagillerden zengin bir beslenme barsak florasının doğal dengesinde olmasını sağlar.
Bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalık oluşturan bakterilere karşı direncinin azalmasına neden olan durumlar şunlardır:
• Hayvansal protein ve yağlardan zengin beslenme tarzı
• Yetersiz lif içeren beslenme,
• Antibiyotik kullanımı
• Yaş
• Stres
• İnflamatuar durumlar
• Kötü ve eksik beslenme
• Sindirim problemleri
• Bağışıklık durumu
Hangi durumlarda probiyotik kulllanmalıdır?
Probiyotikler geniş bir yelpazede sağlık problemleri ile mücadelede kullanılabilirler.
• Antibiyotik kullanımın neden olduğu ishal
• Irritabl(hassas) barsak sendromu
• Enfeksiyona bağlı ishaller
• İnflamatuar barsak hastalıkları[7].
Bir dizi bilimsel çalışma antibiyotik kullanımına bağlı ishallerin önlenmesinde probiyotik kullanımının yararlı olduğunu gösteriyor. Antibiyotik kullanmak barsaklarınızda iyi bakterilerin sayısını azaltırken, C.difficile gibi hastalık yapıcı bakterilerin sayısının artmasına neden olur.
C.Difficile hastanede yatan ve uzun süre tıbbi bakım alan hastalarda ortaya çıkan ishalin en sık görülen sebebidir. Probiyotikler zararlı bakterilerle bağlanacağı yerler konusunda yarışarak, besinler için yarışarak, hastalık yapıcı bakterilerin barsak duvarına yapışmasını engelleyerek, kalın barsak pH’sını düşürüerek asidik ortam sağlayarak iyi bakterilerin sayısının artmasını sağlarlar. Bu şekilde bağışıklık sisteminin uyarılmasını ve antimikrobiyal maddelerin üretilmesini
sağlarlar[8]. Antibiyotik almaya başlarken probiyotik kullanmanın ishal riskini azalttığını gösteren kanıtlar vardır[9]. Kontrollü çalışmalarda probiyotik bakterilerden L.rhamnosus ve S.Boulardi türleri özellikle bu etkiden sorumlu bulunmuştur[10]. Bakteri, virüs veya parazitlere bağlı enfeksiyöz ishallerin tedavisinde de probiyotiklerin yararlı etkileri gösterilmiştir[11]. Bazı Lactobacillus türleri ve S.boulardii bu tip ishallerin iyileşme sürelerini kısaltmaya yardımcı
olurlar.
İrritabl barsak sendromlarında karın ağrısı, şişkinlik ve gaz çıkarma sık görülür. Bu belirtilerin nedeni kısmen kalın barsakta gerçekleşen yiyeceklerin fermentasyon sonucunda gaz üretilmesidir. Normal barsak bakterileri kalın barsakta kalan yiyecekleri gaz oluşturmadan sindirriler. Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalar barsaklarda bifidobakterilerin sayısının azalmasının ve barsak beriyerinin işlevinin bozulmasının inflamatuar barsak sendromuna ve belirtilerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunduğuna işaret ediyor. Bazı çalışmalar probiyotik kullanımının belirtilerin yatışmasını sağlayabileceğine işaret ediyor[13]. Hangi durumda hangi
probiyotiğin yararlı olabileceğine daitr çalışmalar devam ediyor.
Ülseratif kolit gibi inflamatuar barsak hastalıklarında ise yüksek doz Lactobacillus, Bifidobacterium ve Streptococcus türlerinin kullanımının yararlı olabileceği düşünülüyor. Orta veya şiddettli ülseratif kolit vakalarında hastalığın sakinleşip sürdürülmesine yardımcı olduğunu gösteren çalışmalar vardır[14]. Diğer otoimmün hastalıklar da probiyotik kullanımından yarar görürler[15]. Örneğin bebek ve çocuklardaki atopik egzema tedavisinde yararlı oldukları gösterilmiştir[16].
Prebiyotik nedir?
Prebiyotikler probiyotikelrden farklıdırlar. Bunlar sindirilmeyen ve barsakta iyi ve yararlı bakterilerin sayılarının artmasını sağlayan yiyecek içerikleridir[18]. Soğan, sarımsak, kuşkonmaz, pırasa, enginar, yulaf ve muz gibi çok çeşitli bitkisel yiyeceklerde bulunurlar[19]. Bunlar kısa zincirli karbonhidratlardır ve sindirim enzimleri tarafından parçalanmazlar. Kalın barsaklara kadar bütün bir halde varırlar ve orada iyi bakteriler için yiyecek sağlarlar. Probiyotik destekler sıklıkla prebiyotikleri de içerirler [20].
Probiyotik kullanımının bir dizi sağlık sorununda yararlı olabildiği gösterilmiştir. Çok güvenlidirler ve özetle şu durumlarda kullanılabilirler:
• Antibiyotiklere bağlı ishaller
• İrritabl barsak sendromunun neden olduğu ishallerde ve hastalık belirtilerinin hafifletilmesinde yararlıdır.
• Allerji ve otoimmün hastalıkları olanlarda yararlı olabileceğinden kullanılmalıdır.
Probiyotikler konusunda yapılan çalışmalar halen devam etmektedir. Ve hangi durumda hangi türün daha etkili kullanım alanı olduğu araştırılmaya devam etmektedir.
Sağlık tesadüf değildir, sağlığınıza yatırım yapın.
Kaynak :
http://t24.com.tr/yazarlar/nurhayat-gul/probiyotik-nedir-ne-ise-yarar-hangi-durumlarda-kullanilmalidir,9671
22.09.2017 Probiyotik nedir, ne işe yarar, hangi durumlarda kullanılmalıdır? - Nurhayat Gül - T24
Yayın Tarihi 05 Temmuz 2014 10:50




![]() |
Tel |
08504661980 |
| Tel | 08504662980 | |
| e-posta | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. |
Copyright © 2017 Ersağ Evimde. Tüm hakları saklıdır.
Bu sayfa bir Çevre Gönüllüsü Sayfasıdır.
Ersağ Şirketinin Resmi Sitesi değildir.