Ersağ - FAYDALI BİLGİLER Whatsapp-button

FAYDALI BİLGİLER

  • Vitamin DGünde 3 kapsül #Kalsiyum #magnezyum #çinko #Dvitamini içeren gıda takviyemizden kullanıldığı takdir de ;
  • Kalsiyum normal kas fonksiyonuna katkıda bulunur.
  • kalsiyum sindirim enzimlerinin normal fonksiyonuna katkıda bulunur.
  • kalsiyumun hücre bölünmesinde ve özelleşmesi sürecinde görevi vardır.
  • kalsiyum normal dişlerin korunması için gereklidir.
  • magnezyum yorgunluğun ve bitkinliğin azalmasına katkıda bulunur.
  • magnezyum normal elektrolit dengesine katkıda bulunur.
  • magnezyum normal enerji oluşum metabolizmasına katkıda bulunur.
  • magnezyum normal kas fonksiyonuna katkıda bulunur.
  • magnezyum normal protein sentezine katkıda bulunur.
  • magnezyum normal kemiklerin korunmasına katkıda bulunur.
  • magnezyum normal dişlerin korunmasına katkıda bulunur.
  • magnezyumun hücre bölünmesinde görevi vardır.
  • çinko normal asit-baz metabolizmasına katkıda bulunur.
  • çinko normal karbonhidrat metabolizmasına katkıda bulunur.
  • çinko normal makro besin öğeleri metabolizmasına katkıda bulunur.
  • çinko yağ asitlerinin normal metabolizmasına katkıda bulunur.
  • çinko A vitamininin normal metabolizmasına katkıda bulunur.
  • çinko normal protein sentezine katkıda bulunur.Çinko
  • çinko normal kemiklerin korunmasına katkıda bulunur.
  • çinko normal saçın korunmasına katkıda bulunur.
  • çinko normal tırnakların korunmasına katkıda bulunur.
  • çinko normal cildin korunmasına katkıda bulunur.
  • çinko normal görme yetisinin korunmasına katkıda bulunur.
  • çinko bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkıda bulunur.
  • çinkonun hücre bölünmesinde görevi vardır.
  • d vitamini kalsiyumun ve fosforun normal emilimine /kullanımına katkıda bulunur.
  • d vitamini normal kan kalsiyum düzeyine katkıda bulunur.
  • d vitamini normal kemiklerin korunmasına katkıda bulunur.
  • d vitamini normal kas fonksiyonunun korunmasına katkıda bulunur.
  • d vitamini normal dişlerin korunmasına katkıda bulunur.
  • d vitamini bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkıda bulunur.
  • d vitamininin hücre bölünmesinde görevi vardır.
    Not: İlgili yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

0
1
0
s2sdefault

YAZ MEVSİMİNDE CİLT BAKIMI NASIL YAPILMALI?

Öncelikle gözenekleri tıkayacak yağlı ürünler kullanılmamalı. Kışın nemlendirici olarak sürülen pek çok yüz ve vücut ürünü, yaz mevsiminde su bazlı ürünlerle değiştirilmeli. Parfümlü ürünler güneş lekesine yol açabileceği için bakım ürünleri renksiz ve kokusuz olmalı. Yazın tonik, kurutucu sabun ve maske kullanırken aşırı yağlı olmayan, su bazlı ürünler tercih edilmeli.

HANGİ CİLT TİPİ, NASIL KORUNMALI?
SARIŞIN VE KIZILLAR: Cilt rengi beyaz ya da açık pembe olan sarışın ve kızıllar genellikle bronzlaşmıyor. Bu cilt tiplerinde korunmasız bir şekilde güneşte kalmak yanıklara yol açıyor ve bunun sonucunda cilt kanseri riski artıyor. Sarışın ve kızıllar vücut için losyon formlarını, yüz içinse kremleri tercih etmeliler. Çünkü sarışınların ciltleri genellikle daha kuru ve hassas oluyor. Losyonlar da sıvı kıvamda oldukları için gözeneklerin tıkanmasını önlüyor ve gövdeye daha kolay uygulanıyor. Sarışın ve kızılların SPF 50 ve üzeri ürünleri kullanmaları gerekiyor. Güneş koruyucular göz çevresine yeterli gelmediği için mutlaka güneş gözlüğü ve geniş kenarlı şapka kullanmalılar. Ayrıca doğrudan güneş altında kalmamaya da dikkat etmeliler. Bunların yanı sıra yüz, boyun ve el gibi açıkta kalan yerlerine sadece yaz aylarında değil, her mevsim koruyucu sürmeyi alışkanlık haline getirmeliler.
KUMRALLAR: Hafif bronzlaşma oluşabilen bu cilt tipleri de genellikle güneşe karşı duyarlı oluyor. Dolayısıyla uzun süre güneşlendikleri takdirde yanıklar ortaya çıkıyor. Kumralların ciltleri sarışınlara nazaran biraz daha güçlü olduğu için SPF 30 ürünlerini kullanabilirler. Ayrıca güneşe karşı hassaslaştıran antibiyotik, romatizma veya doğum kontrol hapları gibi ilaç kullanıyorlarsa daha da dikkatli olmaları gerekiyor.
ESMERLER: SPF 15 civarı ürünler bu cilt tipi için yeterli geliyor. Ancak esmerler de koyu ten rengine sahip oldukları halde, tıpkı diğer cilt tiplerindeki gibi özellikle öğle saatlerinde güneşten kaçınmalılar. Ciltleri kuru ise krem, yağlı ise losyon ve sprey formunda ürün kullanabilirler. Hem uygulanması kolay, hem de ciltteki gözenekleri tıkamadığı için su bazlı ürünleri tercih etmeliler.

BUNLARI YAPMADAN GÜNEŞE ÇIKMAYIN!
• Şemsiye altında veya gölgede bulunmanız sizi UV ışınlarından korumuyor. Gölgede bile güneşten koruyucu ürün kullanmayı asla ihmal etmeyin.
• Yüksek faktörlü ürün cildinizi yüzde 100 oranında koruyamaz. Bu nedenle tüm gününüzü bir kez sürdüğünüz koruyucu bir ürünle geçirmeniz doğru değil. Güneş koruyucu ürünü her 2 saatte bir tekrar sürmeli, suyla temas ettiğiniz takdirde ise bu zamanı dikkate almadan işlemi yinelemelisiniz.
• Güneşe çıkarken geniş kenarlı şapka takmayı ve gözlük kullanmayı ihmal etmeyin. Kıyafetlerinizin de sık dokunmuş yapıda olmasına dikkat edin.
• Güneşte leke oluşması riskine karşı parfüm gibi alkollü ürünleri cildinize sürmeyin.
• Ürünü cilt tipinize uygun olarak seçin. Vücudunuz için losyon veya sprey formlarını, yüzünüz içinse krem formlarının seçin. Ayrıca cildiniz yağlı ise gözenekleri tıkamasın diye su bazlı kuru ve alerjik ise hassas ciltler için hazırlanmış ürünleri tercih edin.
• Etkisini gösterebilmesi için ürünü cildinize dışarıya çıkmadan 20 dakika önce yedirin. Yüze ve gövdeye eşit şekilde dağıtarak bolca uygulayın.
• Kozmetik ve sinek kovucu gibi başka ürünler de kullanacaksanız alta güneş koruyucu sürüp, koruyucu ürünü 10 dakika sonra uygulayın.
• Güneş koruyucu ürünleri, eğer güneş altında kalmışlarsa her yıl yenileyin ve kıvamı bozulanları kullanmayın.
• Hamileyseniz çinkooksit ve titanyum dioksit içeren, en az SPF 30 ve üzeri olan fiziksel koruyucuları tercih edin. Çocuklarınıza ise ciltleri daha hassas olduğu için SPF 50 ve üzeri ürünleri uygulayın.

0
1
0
s2sdefault

SARI KANTARON BİTKİSİNİ TANIYOR MUYUZ?

Ortaçağdan beri şifacılar tarafından kullanılan sarı kantaronla tanışmadı iseniz size sarı kantaron bitkisinden ve sarı kantaronun faydalarından bahsetmek isteriz.  Memleketimizde Akdeniz ve Ege Bölgesinde sıklıkla yetiştiği gözlenmekle birlikte Sarı Kantaron (Hypericum perforatum) kantarongiller familyasından anavatanı Avrupa, Kuzey Afrika ve Batı Asya olan tıbbi bir bitkidir. Bu bitki bizim hayatımıza nasıl girdi diye soracak olursanız, babamızın organik ilaçlar ve doğadan gelen şifa ile tedaviye olan güveni ve araştırmaları sonucu sürekli tekrarlayan bilek şişmeleri ve ağrılarına çözüm aradığı bir zaman dilimine denk gelir. Sonrasında uçuklar, küçük yaralanmalar gibi durumlarda haricen kullanma ile her zaman yanımızdan ayırmadığımız bir bitki yağı olmuştur. Sarı kantaronun çiçek açtığı haziran-eylül dönemlerinde bu bitkiyi toplayarak “sarı kantaron yağı” yapabilirsiniz. Tabi bu kısım sabır, bilgi ve özen istemektedir. Yağ yapmak için bilgi, tecrübe ve imkanınız yoksa,  Sarı Kantaronun yağını, Gıda Takviyesi ve Losyonlarını hazır olarak bulmanız da mümkün olmaktadır..
 
Fitoterapide kullanılan bitkilerin yıldızı olarak kabul edilen sarı kantaron bitkisinin yukarıda da bahsettiğimiz gibi kullanımı ortaçağa kadar dayanmaktadır. Bazı bölgelerimizde Halk dilinde kılıç otu olarak adlandırıldığı bilinmektedir. Bu isimle adlandırılmasında, Osmanlı döneminde orduların savaşa çıkarken, kılıç yaralarını daha çabuk iyileştirdiği için yanlarına kazanlarla sarı kantaron yağını almalarının sebep olduğu düşünülmektedir. Sarı Kantaron Bitkisi, kılıç otunun yanı sıra binbirdelik otu, kan otu, yara otu, kuzu kıran ve mayasıl otu olarak adlandırılmaktadır. Bitkinin depresyon önleyici, anti-virütik ve antibiyotik etkileri olduğu kanıtlanmış, ayrıca yara ve yanıkların iyileşmesine yardımcı olduğu gözlemlenmiştir. Tarihte sinir toniği olarak kullanılan sarı kantaronun günümüzde, ülkemizde ve özellikle Avrupa’da depresyon önleyici olarak kullanıldığı bilinmektedir. 
 
Sarı Kantaron Bitkisini Tanıyalım(Hypericum perforatum) kantarongiller ailesine mensup olan sarı kantaron, Asya, Avrupa, Kuzey Afrika ve A.B.D.’de yetişen, altın sarısına hakim bir renkte ve şemsiye biçiminde çiçekleri bulunan, çalı formunda, çok dallı ve çok yıllık bir bitkidir. Çiçekleri sıkıldığında veya zeytinyağında bekletildiğinde resimde görüldüğü gibi kırmızı renkli bir sıvı salgılamaktadır.
 
Bileşimindeki en önemli ve şifa veren madde "Hypericin"(İngilizceden çevrilmiştir-Hiperisin, hiperforin ile birlikte Hypericum'un ana aktif bileşenlerinden biri olan bir antrakinon türevi olan bir naftodiantrondur. Hiperisinin bir antibiyotik, antiviral ve spesifik olmayan kinaz inhibitörü olarak işlev gördüğüne inanılmaktadır.) dir, buna ek olarak içeriğinde pseudohypericin, protohypericin, protopseudohypericin, hyperoside, rutin,quercitrin, isoquercitrin, quercetin, biapigenin, amentoflavone, hyperforin, adhyperforin, caffeic asit, chlorogenic asit, ferulic asit, hyperfolin, p-cumaric asit, p-hydroxybenzoic asit, vanillic asit, uçucu yağlar, ß-sitosterol, C vitamini, A vitamini bulunmaktadır.
 
Sarı kantaron bitkisini krem/losyon, yağ, çay ve gıda ekstraktı (hap/draje) şeklinde kullanımları mevcuttur. Yağı dahilen veya haricen kullanılabilir. İhtiyaç duyulan bölgelere sürebilir veya birkaç damla içerek tüketebilirsiniz. Sarı kantaron Çayı  da teskin edici özelliğe sahiptir ve faydalıdır. Peki Sarı kantaron çayını nasıl yapmalıyız? Çay olarak kullanımında kaynamış suya bir tutam kadar sarı kantaron otu konarak demlenir ve demlendikten sonra bir su bardağı kadar süzülerek çay şeklinde tüketilir. Çok fazla dozda alınmaması tavsiye edilmektedir. 
 
Sarı Kantaron Bitkisi YağıHap olarak kullanımı ise biraz daha karışıktır. İlgi ve ihtiyaç duyanlar sağlık sorunları doğrultusunda hekimlere danışarak kullanmalıdır. Eğer ihtiyaç duyuluyorsa, üretici firmanın tavsiyelerini de dikkate alarak minimum dozda kullanılması uygun olacaktır.  Her şifalı bitkide olduğu gibi bu bitkininde kullanımında bazı sakıncalar bulunmaktadır. Yağının sürülmesinde hiçbir sakınca yoktur sadece sürdükten sonra güneşe çıkılması durumunda cilt lekelerine neden olmaktadır. İçildiği zamanda açık renkli insanlarda güneşe aşırı hassasiyet meydana getirir. Sarı kantaronun yan etkilerinin genellikle hafif olduğu ve mide rahatsızlığı, ürtiker veya diğer deri döküntüleri, yorgunluk, huzursuzluk, baş ağrısı, ağız kuruluğu, baş dönmesi ya da akıl karışıklığı şeklinde ortaya çıktığı ve antidepresan, kan inceltici, oral kontraseptif, tansiyon ilaçları ve astım ilaçları ile birlikte kullanılmaması gerektiği belirtilmektedir.
 
Kullanım şekilleri ve yan etkilerinden biraz bahsettikten sonra şimdi sizlere sarı kantaron otunun faydalarından bahsetmek istiyoruz.
 
Sarı kantaron otu faydaları;
 
  • Sarı kantaronun doğal bir antidepresan olduğu, anksiyeteye (kaygı, korku, gerginlik, sıkıntı hali) iyi geldiği,
  • Menopozdaki kadınlar için ideal bir destek bitkisi olduğu bilinmektedir.
  • Virüslere karşı etkili olduğu gözlemlenmiştir,
  • Karaciğer ve safra kesesini kuvvetlendirdiği bilinir.
  • Sarı kantaronun, alkolün neden olduğu el ve ayak titremelerinde iyileştirici özelliği bulunduğu,
  • Kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olduğu,
  • Hücre yenileyici özelliğiyle yaranın çabuk kapanmasını sağladığı,
  • Bağırsak spazmını çözdüğü, bağırsak solucanlarını düşürdüğü,
  • İç ve dış varislerin tedavisinde etkili olduğu,.
  • Ülser ve gastritte iyileşmeyi hızlandırdığı,
  • Hazmı kolaylaştırdığı ve iştah açtığı bilinen faydaları arasındadır.
Sarı Kantaron OtuSarı kantaron yağı faydaları ve kullanım alanları;
  • Kas ağrısı, siyatik ve yumuşak doku romatizmasına iyi gelmektedir ve sırt ağrıları, lumbago, siyatik ve romatizmada masaj yağı olarak kullanılmaktadır 
  • Yanıklarda, haşlanmalarda ve güneşin neden olduğu yanıklarda olumlu sonuçlar vermektedir. İyi bir yara iyileştiricidir.
  • İltihap önleyici özelliğiyle yarada herhangi bir iltihap oluşmasına engel olur.
  • Pürüzsüz bir cilde sahip olabilmek için, cilt bakım yağı olarak yararlanabilirsiniz.
  • Antiseptik özelliğiyle yarada mikrop üremesini engeller.
  • Damar büzücü etkisiyle kanamayı kısa sürede durdurur.
  • Bebeklerde pişiklere iyi gelmektedir.
  • Cilt lekelerini giderir.
  • Hemoroite faydalıdır.
 
Kendiniz yapmak isterseniz, sarı kantaron yağı nasıl yapılır?
 
Öncelikle bitkiyi resimlerle biraz tanıyalım. Yukarıda da bahsettiğim gibi altın sarısı renkli çiçekleri olan ve çalı formunda bir bitki. Yapraklarını ışığa tuttuğunuzda yağ guddeleri belirgin biçimde görebiliyoruz.
Sarı Kantaron Otunu Tanıyalım
Bitkiyi tanıdıktan sonra tabi ki en önemli kısım doğadan bulup toplamak.  
 

Çeşitli sağlık sorunlarına iyi geldiğine inanılan kantaron yağı, sarı kantaron çiçeğinden elde ediliyor. Birçok kişi son dönemde popülerliği artan kantaron yağını evde yapıp kullanmak istiyor. Bunun için kantaron yağının yapılışını ve püf noktalarını arama motorlarında arayanların sayısı günden güne artıyor. Siz de bu gruptaysanız ve kantaron yağı yapmak istiyorsanız, püf noktalarımızı gözden geçirmelisiniz.
Uygun mevsimde pazarlarda satılan kantaron çiçeğini aktarlarda da bulabilirsiniz. Kendiniz toplama fırsatı yakalamışsanız, temiz hava ve kır gezintisi şansını da kaçırmamışsınız demektir.

Bir demet kantaron çiçeği orta büyüklükte bir kavanoz kantaron yağı yapmak için yeterlidir.

Kantaron yağı yapmak için aldığınız çiçekleri öncelikle iyice yıkayıp kurutun. Ardından çiçekleri elinizle sapından koparıp kavanoza alın. Çiçekleri ayırırken makas, bıçak gibi metal aletler kullanmamaya dikkat edin.

Bütün çiçekleri kavanoza aktardıktan sonra üzerini saf zeytinyağı ile tamamlayın. Kavanozun ağzını önce bir tülbentle sıkıca kapatın.

Kavanozu güneşe koyup kantaron çiçeklerinin özlerinin yağa geçmesi için 5 gün kadar bekletin. Ardından kavanozun ağzını kava almayacak şekilde kapakla kapatıp güneşte bekletme işlemini 45 gün kadar daha sürdürün.

Bu sürede çiçeklerin özü yağa geçecek ve yağın rengi koyulaşacak, kırmızıya yakın bir hal alacak. Yağ bu hale geldiğinde kullanıma hazır demektir.

sarı kantaron yağı yapılışı
Açık yaralarda ve yanıklarda ailecek kullanıyoruz ve çevremizde de kullandırdığımız insanlarda hep olumlu sonuçlarını gördük. Artık çantalarımızda bile küçük şişelerde taşıyoruz her an her yerde kullanıma hazır. Dilerim sizler de faydasını görürsünüz.
 
Anahtar Kelimeler:
Sarı Kantaron, Kantaron, Sarı Kantaron Yağı, Sarı Kantaron Çayı, Kantaron Yağı, Kantaron Çayı, Kantaron Yağı Fiyatı, Sarı Kantaron Yağı Faydaları, Kantaron Yağı Faydaları, Kantaron Çiçeği, Sarı Kantaron Çiçeği, Kantaron Yağı Nasıl Kullanılır.
 
Kaynaklar:
  • Bilia AR, Gallori S, Vincieri FF. St. John’s Worth and depression-efficiency, safety and tolerability. Life Sciences 70: 3077-3096, 2002.
  • http://www.aktifsaglik.com/3-Sari-Kantaron-Otu.html
  • http://www.kantaron.gen.tr/yan-etkileri.html
  • http://www.ontariowildflower.com/manitoulin_dune.htm
  • http://www.theguardian.com/uk/2011/may/01/new-eu-rules-on-herbal-remedies
  • http://rbgeherbaljournal.blogspot.com.tr/2011_06_01_archive.html
  • http://wanderinweeta.blogspot.com.tr/2010/07/wild-garden.htmlhttp://www.purxhealth.com/blog/herbs/best-supplements-for-mood-enhancement-st-johns-wort-2/
  • http://www.sifalibitkileriniz.com/bitkisel-yaglar/kantaron-yagi-ve-faydalari.html/comment-page-6
  • http://www.agaclar.net/forum/tibbi-itri-boyar-aromatik-bitkiler/1273-2.htm
 

 

0
1
0
s2sdefault

Probiyotik Nedir?

Probiyotik nedir, ne işe yarar, hangi durumlarda kullanılmalıdır ve sizin kullanmanız gerekli midir?
Bu sorular ilginizi çektiyse buyrun yazıyı okuyun..

Probiyotikler yaşayan mikroorganizmalardır ve yeterli miktarda olduklarında yaşadıkları vücuda fazlasıyla yararlıdırlar[1]. İnsanlık, tarih boyunca bakteri kültürleri tarafından fermente edilen yiyecekleri tüketti ve sağlık yararları hep bilindi ancak son 20-30 yılda probiyotikler bilim insanlarının ve tıp çevrelerinin ilgisini çekmeye başlamıştır ve çok sayıda bilimsel çalışma yayınlanmıştır ve halen devam etmektedir.Barsaklarımızda yaşayan bakteriler vardır ve bilimsel çalışmalar barsaktaki bu mikrofloranın (barsaktaki bakteri topluluğunun adı) hastalıklardan korunmayı ve hatta gelişmesini önlemeyi sağladığını gösteriyorlar[2]. Probiyotikler barsaktaki yararlı bakterileri arttırarak, zararlı bakterilerin sayısını azaltarak etkili olurlar. Barsak sisteminde iyi bakterilerin doğal dengesinin korumasına ve yenilemesine yardımcı olurlar[3]. Genel olarak barsak sağlığı ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olduklarını gösteren güçlü bilimsel kanıtlar vardır[4].
Çoğu probiyotik bakteriler insan barsağında normalde bulunan bakterilere benzerler[5]
Özellikle Çoğu probiyotik bakteriler, insan barsağında normalde bulunan bakterilere benzerler[5]. Özellikle kalın barsaklar çok çeşitli ve hareketli bir mikrofloraya sahiptir. Sağlıklı bir yetişkinin barsaklarında bulunan bakteri sayısının, insan vücudundaki hücrelerin sayısından 10 kat daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Bakterilerin zararlı mikroplar olduğunu düşünüyor olabilirsiniz ancak aslında vücudumuzdaki çoğu işlevin iyi şekilde çalışmasına yardımcı olurlar. Barsaktaki
ortamda zararlı bakterilerin azalmasını, antimikrobiyal bileşikler üretilmesini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlarlar[6].
Eğer sağlığınız iyiyse ve ağırlıklı olarak bitkisel bazlı bir beslenme uyguluyorsanız probiyotik kullanmanıza gerek yok. Barsak mikrofloranız da sizing yediğiniz yiyecekleri yer. Sebze, meyve ve baklagillerden zengin bir beslenme barsak florasının doğal dengesinde olmasını sağlar.
Bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalık oluşturan bakterilere karşı direncinin azalmasına neden olan durumlar şunlardır:
• Hayvansal protein ve yağlardan zengin beslenme tarzı
• Yetersiz lif içeren beslenme,
• Antibiyotik kullanımı
• Yaş
• Stres
• İnflamatuar durumlar
• Kötü ve eksik beslenme
• Sindirim problemleri
• Bağışıklık durumu
Hangi durumlarda probiyotik kulllanmalıdır?
Probiyotikler geniş bir yelpazede sağlık problemleri ile mücadelede kullanılabilirler.
• Antibiyotik kullanımın neden olduğu ishal
• Irritabl(hassas) barsak sendromu
• Enfeksiyona bağlı ishaller
• İnflamatuar barsak hastalıkları[7].
Bir dizi bilimsel çalışma antibiyotik kullanımına bağlı ishallerin önlenmesinde probiyotik kullanımının yararlı olduğunu gösteriyor. Antibiyotik kullanmak barsaklarınızda iyi bakterilerin sayısını azaltırken, C.difficile gibi hastalık yapıcı bakterilerin sayısının artmasına neden olur.
C.Difficile hastanede yatan ve uzun süre tıbbi bakım alan hastalarda ortaya çıkan ishalin en sık görülen sebebidir. Probiyotikler zararlı bakterilerle bağlanacağı yerler konusunda yarışarak, besinler için yarışarak, hastalık yapıcı bakterilerin barsak duvarına yapışmasını engelleyerek, kalın barsak pH’sını düşürüerek asidik ortam sağlayarak iyi bakterilerin sayısının artmasını sağlarlar. Bu şekilde bağışıklık sisteminin uyarılmasını ve antimikrobiyal maddelerin üretilmesini
sağlarlar[8]. Antibiyotik almaya başlarken probiyotik kullanmanın ishal riskini azalttığını gösteren kanıtlar vardır[9]. Kontrollü çalışmalarda probiyotik bakterilerden L.rhamnosus ve S.Boulardi türleri özellikle bu etkiden sorumlu bulunmuştur[10]. Bakteri, virüs veya parazitlere bağlı enfeksiyöz ishallerin tedavisinde de probiyotiklerin yararlı etkileri gösterilmiştir[11]. Bazı Lactobacillus türleri ve S.boulardii bu tip ishallerin iyileşme sürelerini kısaltmaya yardımcı
olurlar.
İrritabl barsak sendromlarında karın ağrısı, şişkinlik ve gaz çıkarma sık görülür. Bu belirtilerin nedeni kısmen kalın barsakta gerçekleşen yiyeceklerin fermentasyon sonucunda gaz üretilmesidir. Normal barsak bakterileri kalın barsakta kalan yiyecekleri gaz oluşturmadan sindirriler. Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalar barsaklarda bifidobakterilerin sayısının azalmasının ve barsak beriyerinin işlevinin bozulmasının inflamatuar barsak sendromuna ve belirtilerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunduğuna işaret ediyor. Bazı çalışmalar probiyotik kullanımının belirtilerin yatışmasını sağlayabileceğine işaret ediyor[13]. Hangi durumda hangi
probiyotiğin yararlı olabileceğine daitr çalışmalar devam ediyor.
Ülseratif kolit gibi inflamatuar barsak hastalıklarında ise yüksek doz Lactobacillus, Bifidobacterium ve Streptococcus türlerinin kullanımının yararlı olabileceği düşünülüyor. Orta veya şiddettli ülseratif kolit vakalarında hastalığın sakinleşip sürdürülmesine yardımcı olduğunu gösteren çalışmalar vardır[14]. Diğer otoimmün hastalıklar da probiyotik kullanımından yarar görürler[15]. Örneğin bebek ve çocuklardaki atopik egzema tedavisinde yararlı oldukları gösterilmiştir[16].

Prebiyotik nedir?
Prebiyotikler probiyotikelrden farklıdırlar. Bunlar sindirilmeyen ve barsakta iyi ve yararlı bakterilerin sayılarının artmasını sağlayan yiyecek içerikleridir[18]. Soğan, sarımsak, kuşkonmaz, pırasa, enginar, yulaf ve muz gibi çok çeşitli bitkisel yiyeceklerde bulunurlar[19]. Bunlar kısa zincirli karbonhidratlardır ve sindirim enzimleri tarafından parçalanmazlar. Kalın barsaklara kadar bütün bir halde varırlar ve orada iyi bakteriler için yiyecek sağlarlar. Probiyotik destekler sıklıkla prebiyotikleri de içerirler [20].
Probiyotik kullanımının bir dizi sağlık sorununda yararlı olabildiği gösterilmiştir. Çok güvenlidirler ve özetle şu durumlarda kullanılabilirler:
• Antibiyotiklere bağlı ishaller
• İrritabl barsak sendromunun neden olduğu ishallerde ve hastalık belirtilerinin hafifletilmesinde yararlıdır.
• Allerji ve otoimmün hastalıkları olanlarda yararlı olabileceğinden kullanılmalıdır.
Probiyotikler konusunda yapılan çalışmalar halen devam etmektedir. Ve hangi durumda hangi türün daha etkili kullanım alanı olduğu araştırılmaya devam etmektedir.
Sağlık tesadüf değildir, sağlığınıza yatırım yapın.

Kaynak :

http://t24.com.tr/yazarlar/nurhayat-gul/probiyotik-nedir-ne-ise-yarar-hangi-durumlarda-kullanilmalidir,9671
22.09.2017 Probiyotik nedir, ne işe yarar, hangi durumlarda kullanılmalıdır? - Nurhayat Gül - T24

Yayın Tarihi 05 Temmuz 2014 10:50

0
1
0
s2sdefault

Ersağ Tüy Azaltıcı Losyon

Ersağ Tüy Azaltıcı Losyon

  • Ersağ Tüy Azaltıcı Losyon; içeriğindeki aktif maddeler sayesinde düzenli kullanıldığında, istenmeyen tüylerin azalmasında ve uzun sürede çıkmasını sağlamak amacıyla üretilmiş bir losyondur.

Devamını oku: ERSAĞ TÜY AZALTICI LOSYON

0
1
0
s2sdefault
Ersağ Evimde Logo Tel Ersağ WhatsApp İletişim 08504661980
Tel 08504662980
e-posta Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Copyright © 2017 Ersağ Evimde. Tüm hakları saklıdır.
Bu sayfa bir Çevre Gönüllüsü Sayfasıdır.
Ersağ Şirketinin Resmi Sitesi değildir.

Mail Listemize Üye Olun...

Go to top